• VTEM Image Show
Show Slideshow
Share in FacebookTweet it!

Depresyon Nedir?


Depresyon, insanın yaşama istek ve zevkinin kaybolduğu, kişinin kendini derin bir üzüntü içinde hissettiği, geleceğe dair kötümser, karamsar düşünceleri, geçmişe dair yoğun pişmanlık ve suçluluk duygularının bulunduğu, bazen ölüm düşüncesinin de olabildiği bir hastalıktır.
Aslına bakılırsa mutsuzluk ve umutsuzluk duyguları insanın hayatının çeşitli dönemlerinde (çocukluğunda, eğitim hayatında, evlilik hayatında, iş hayatında, akraba, eş, dost ve arkadaşlık ilişkilerinde) zaman zaman yaşayıp hissedebildiği duygulardır.

Depresyondaki kişi hangi duyguları hisseder?
Depresyonun en erken ortaya çıkan belirtisi zevk alınan etkinliklerden uzak durma, artık bunlardan eskisi gibi zevk almıyor olma ve genel bir mutsuzluk duygusudur. Bu durum depresyon arttığında da artar. Hoşnutsuzluk duyguları, kendinden nefret etmeye dönüşebilir. Hafif ve orta düzeyde depresyonlarda kişide ağlama eğilimi artar. İleri derece depresyon da kişiler daha önce ağlayabildikleri halde artık isteseler de ağlayamadıklarından yakınırlar… Örneğin bazı danışanlarım “ağlayabilsem rahatlayacağım” ifadelerini kullanırlar. Çünkü duygulardaki yoğunluk katılaşmaya, donmaya sebep oluşmuştur.

Depresyonda düşünceler nasıl değişir?
Depresyonda kişinin duygularının yanında düşünceleri de farklılaşmaktadır… Kişi kendini fiziksel açıdan, sağlık açısından, zeka ve başarı açısından, beceriler açısından olumsuz değerlendirme eğilimindedir. Karamsarlık duygusundan dolayı gelecekte de böyle devam edeceği düşüncesi vardır. Beden algısı da farklılaşmaktadır elbette. Hafif ve orta dereceli depresyonlarda kişi dış görünümünün bozulduğuna daha da çirkinleştiğine inanır. Özellikle bayanlarda erkeklere göre daha sık rastlanan bir belirti de budur.
Hafif depresyonda kişi daha önce kolayca karar verdiği durumlarda bile uzun uzun düşünür. Orta dereceli depresyonda karar verme güçlüğü günlük yaşantısındaki bütün olayları kapsamaya başlar. İleri derecede depresyonda kişi karar verme yeteneğini yitirdiğine inanır. Bir danışanım yaşadığı kararsızlıktan dolayı kendine yoğun öfkeler duyuyor ve hayatının kontrolünü başka insanlara verdiğini düşündüğü için de çok acı çekiyordu. Terapi sürecinde karar vermenin riskini alabilmeye başladığında kendi problemine bakış açısı da değişmişti.

Depresyonda fiziksel açıdan neler değişir?
İştahsızlık ve kilo kaybı oluşabilir. Gerçi bazen de sıkıntısından kişi daha fazla yemek yeme ve kendini iyi hissetme bağlantısı da kurabilir. Uykuda da değişiklikler olur. Hafif depresyonda kişi sabahları eskiye oranla daha erken uyanır ve genellikle rahatsız bir uyku uyur. Bazı kişiler de daha fazla uyumaya başlarlar. Orta derece depresyonda hasta alıştığından birkaç saat erken uyanır. Bazılarında yine aşırı uyku eğilimi oluşur. Daha ileri depresyonda hasta genellikle yattıktan 4-5 saat sonra uyanır ve tekrar uyuyamaz. Fiziksel belirtilerden biri de kişinin kendini yorgun hissetmesi en ufak aktivitelerde çabucak yorulmasıdır.
Depresyonda aynı zamanda cinsel dürtülerde de değişiklikler görülür. Hafif depresyonda genellikle cinsel uyaranlara tepki vermekte bir zayıflama görünür. Orta derece depresyonda cinsel istekte bir azalma söz konusudur. İleri düzeyde ise cinsel istek tamamen kaybolur. Ve çoğu zaman bu durum özellikle eşler arasında daha büyük problemlerin oluşmasına sebep olur.

Neden depresyona girilir?
Depresyonun farklı sebepleri var. Bir kısmı ölüm, hastalık, kaza, evlilik, ayrılma, boşanma, maddi sorunlar gibi yaşam olaylarına bağlı olarak ortaya çıkar. Bu tarz depresyonda benlik değeri ile ilgili negatif düşünceler görülmez, ancak uykuya dalmak zordur. Depresyonun bir kısmı kişinin kendisinin bile bilincine varamadığı duygusal faktörlerden kaynaklanabilir. “ Her şey yolunda ama neden böyle hissediyorum bilmiyorum” diye ifade edilir. Depresyonun bir başka sebebi de bedensel ya da başka bir ruhsal rahatsızlığa bağlı olarak ortaya çıkmasıdır. O yüzden uzun süreli rahatsızlıklarda (diyaliz hastalarında, diyabet hastalarında, kas hastalıklarında, kanser hastalıklarında, bedensel engeli bulunanlarda…) bir süre sonra depresif süreç kendini göstermeye başlar. Depresyonun tedavi edilmemesi çoğu zaman organik rahatsızlıkların seyrini ve hastalığın kabulünü de zorlaştırır.
Çocuklarda depresyon ?
Duygularını yetişkinler kadar iyi anlatamadıklarından depresyonlarını genellikle davranışlarıyla gösterirler… Huzursuz, agresif her şeye ağlayan, aşırı ısrar ve inatlaşma davranışları gösteren depresif çocuklar ne yazık ki ailelerinden daha da tepki aldıkları için ve depresyonları anlaşılamadığı için psikoterapiye gelişleri de bu problemler yüzünden olur. Oysa oluşan kaygı, korku, üzüntü ve öfkeleriyle başa çıkamadıklarının sinyalini veriyorlardır. Terapide bu duygular üzerine çalışınca ve aile danışmanlığıyla problem davranışlarda azalma görülür.
Son zamanlarda ülkemizde yapılan çalışmalarda ergenlerde; umutsuzluk, kararsızlık, ilgi kaybı, içe çekilme, yorgunluk, intihar düşüncesi ve girişimi daha sık ve şiddetli bulunmuştur. Uyku bozuklukları, ağlamalar ve iştahsızlık, intihar girişimleri kız ergenlerde daha yüksek oranlarda tespit edilmiştir. Daha küçük çocuklarda ayrılık kaygısına daha sık rastlanmaktadır. Buna bağlı olarak da çocuklarda korkular öne çıkmaktadır. Küçük çocuklarda ayrıca baş ağrıları, karın ağrıları, yeme içme ve uyku problemleri, huzursuz davranışlar da görülmektedir. Gerçi annesinden ilk 6 ay sonrasında ayrı kalan çocuklarda bile ciddi yas tepkileri tespit edilmiştir.

Tedavi?
Her ne kadar depresyonu olan kişi karamsarlığından dolayı psikoterapinin işe yaramayacağını da düşünse, psikoterapide iyileşme bilinçaltı süreçlerle daha derinden ve kendiliğinden olur. EMDR ve hipnoterapi, bilişsel terapiler, davranışçı terapiler, psikodrama, oyun terapisi, aile terapisi, grup terapisi vs… terapi tekniklerinin kullanımıyla kişilerde hem farkındalık ve içgörü, hem de duygusal ve davranışsal iyileşme görülmektedir. İleri derece depresyonlarda antidepresan tedavileri de kullanılmaktadır. Ancak uzun süreli antidepresan kullanımına rağmen hastalığın seyrinde istenilen bir gelişme olmadığında ve kronik depresyon oluştuğunda; hamilelik ya da fiziksel rahatsızlıklar sebebiyle ilaç kullanılamadığında psikoterapi daha derinden çözümlerle etkili bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Copyright © Tüm Hakları Saklıdır

Aysel GÜVERCİN

UZMAN PSİKOLOG